​Web sitesi yüksek çözünürlüğü nedeniyle telefonlara uyumlu değildir; daha iyi bir sonuç için lütfen bilgisayarınızda kullanınız!

 Timeline

Ebu’l-Berekât en-Nesefî

1213 - 1310

Hanefî-Mâtürîdî geleneğe mensup müfessir, fakih ve kelâmcı.

Açıklama :

Sami Turan Erel. "Ebu’l-Berekât en-Nesefî".  İslam Düşünce Atlası. https://www.islamdusunceatlasi.org
  • Ebu’l-Berekât en-Nesefî. İslâm İnancının Ana Umdeleri: “el-Umde” Tercümesi. Çev. Temel Yeşilyurt. Malatya: Kubbealtı Yay. 2000.
  • Temel Yeşilyurt. Ebu’l-Berekât en-Nesefî ve İslâm Düşüncesindeki Yeri: Bir Kelâmcı Olarak Nesefî. Malatya: Kubbealtı Yay. 2000.
  • Murteza Bedir. “Ebu’l-Berekât en-Nesefî”, DİA, XXXII/567-8.

İsim

Ebu’l-Berekât en-Nesefî

Tam İsim

Abdullah b. Ahmed b. Mahmûd

Kısa Tanıtım

Hanefî-Mâtürîdî geleneğe mensup müfessir, fakih ve kelâmcı.

Doğum Tarihi, Doğum Yeri, Ölüm Tarihi, Ölüm Yeri

d. 610-20 (?), Nesef

ö. 710, Îzec

Hocaları

Ahmed b. Muhammed el-Attâbî (ö. 586/1192),

Şemsüleimme Muhammed b. Abdülsettar el-Kerderî (ö. 642/1244),

Hâherzâde Bedreddin Muhammed b. Mahmûd el-Kerderî (ö. 651/1253),

Hamîdüddin ed-Darîr (ö. 666/1268).

Öğrencileri

Muzafferüddin Ahmed b. Ali es-Sââtî (ö. 694/1295),

Hüsâmüddin el-Hüseyin b. Haccâc es-Sığnâkî (ö. 714/1314),

Ekol Mensubiyeti

Kelâm (Mâtürîdî) / Fıkıh (Hanefî)

Etkilendiği İsim ve Ekoller

Ebû Hanîfe (ö. 150/767)

Ebu Mansûr el-Mâtürîdî (ö. 333/944)

Ebu Bekr Şemsü’l-eimme es-Serahsî (ö. 483/1090)

Ebu’l-Mu’în en-Nesefî (ö. 508/1115)

Nureddin es-Sâbûnî (ö. 580/1184)

İletişim ve etkileşimde bulunduğu isimler

Şemsüleimme Muhammed b. Abdülsettar el-Kerderî (ö. 642/1244)

Bulunduğu Medreseler

Kutbiyye Sultaniyye Medresesi

Hayatı

Bugün Özbekistan’ın sınırları içerisinde kalan Soğd Bölgesinde Buhara yakınlarında bulunan Nesef’te doğdu. Buraya nispetle en-Nesefî nispetini aldı. Doğum tarihiyle ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte Şemsüleimme Muhammed b. Abdülsettar el-Kerderî’ye (ö. 642/1244) talebelik yapmış olduğu bilgisinden hareketle, hicrî VII. asrın ilk çeyreğinde (yaklaşık bir tarihle h. 610-620) doğduğu düşünülmektedir. Yaklaşık h. 670’li yıllara kadar tahsilini Buhara’da yaptı. Burada Ahmed b. Muhammed el-Attâbî (ö. 586/1192) ve ona öğrencilik yapmış olan Şemsüleimme el-Kerderî’nin yanı sıra, onun yeğeni olan ve Hâherzâde lakabıyla bilinen Bedreddin Muhammed b. Mahmûd el-Kerderî (ö. 651/1253) ve Hamîdüddin ed-Darîr’in (ö. 666/1268) de öğrencisi olmuştur. Fakat bu dönemde Buhara, bir kaç kez Moğol istilasına uğramış bir şehirdi. Bu nedenle Kirman’a gitti. Buradaki Kutbiyye-Sultaniyye medresesinde uzun bir süre dersler verdiği ve 689/1290 yılında da aynı yerde ders vermeye devam ettiği aktarılmaktadır. Hayatının bundan sonraki kısmı hakkında yeterince bilgi bulunmamaktadır. 710/1310 yılında Bağdat’a yaptığı bir seyahat sonucunda Hûzistan’ın Îzec şehrind hastalanarak Ağustos (Rebiulevvel) ayının bir cuma gecesinde vefat etti ve Îzec’e defnedildi.

 

Öğretisi

Nesefî fıkıh, tefsir ve kelâm gibi farklı alanlarda  kendisine kadarki dönemin birikimini bir araya getirip, bir Türk olarak Arap diline gayet hâkim bir şekilde ve veciz bir üslupla sunduğu çok sayıda eser vermiş velûd bir âlimdir. Eserlerinin, hem yaşadığı dönemde hem de daha sonra uzun yıllarca kabul görmesi de bununla alakalıdır. Hanefi fıkhında hem usûl hem furû’ boyutunda yazdığı telif ve şerhlerle kendisinden sonrakilere önemli kaynaklar sunmuştur. Fıkıhta kimileri ona temyîz yetkisi verirken kimileri de onu mezhep içinde müçtehid konumunda kabul etmiştir.

Medârikü’t-tenzîl adlı eseriyle dirayet tefsirinin güzel bir örneğini vermiştir. Ayetlerin tefsirinde farklı görüşlere de yer vermekle birlikte, Hanefî mezhebinin anlayışını destekleyecek şekilde izahlarda bulunmuştur. Kelâmla ilgili meselelere konu olan ayetlerin tefsirinde ise dalalet fırkalarının görüşlerini yanlışlayarak Ehl-i Sünnet akaidini ispatlama yoluna gitmiştir.

Kelâmî meselelerde savunduğu görüşü Ehl-i Sünnet ve Ehl-i Sünnet’i tanımlayan ifadelerle belirtmişse de, kesb teorisi, kadından peygamber gelme imkanı, güç yetirilemeyen şeyin teklîfi, imanda istisna gibi meselelerdeki kanaatinin Mâtürîdî düşünceyle paralel olması onun bir Mâtürîdî kelâmcı olduğunu gösterir. Öte yandan, eserlerinde, kendi görüşlerini desteklemek adına, Ebû Hanîfe, İmâm Mâtürîdî, Ebu’l-Mu’în en-Nesefî ve Nûreddin es-Sâbûnî gibi isimlere atıfta bulunması da bunu destekler mahiyettedir. Kelâmla ilgili eseri el-Umde’ye şerh olarak yazdığı el-İ’timâd fi’l-i’tikâd’ta bazen kendi görüşlerini desteklemek bazen de eleştirmek üzere Ebu’l-Hasen el-Eş’arî’nin görüşlerine yer verdiği görülür. Meseleleri ele alırken Mâtürîdî üslupla, akıl-nakil uzlaşısını korumayı önemsediği görülür. Bu yöntemle, itimad ettiği görüşü ortaya koyar ve Mu’tezile, Cebriyye, Şia, Kerramiyye başta olmak üzere dalalet fırkalarını eleştirir.

 

Öne Çıkan Eserleri

  • el-Müstasfâ (Şerh) 665/1267. Yazma.
  • el-Musaffâ (Şerh) 20 Şaban 670 / 22 Mart 1272. Yazma.
  • Kenzü’d-dekâik (Telif) Thk. Said Bekdaş. Medine: Dâru’s-Sirâc, 1432/2011.
  • Menâru’l-envâr (Telif) Kahire: Mustafa el-Bâbî el-Hanefî, 1979.
  • el-İ’timâd fi’l-i’tikad (Şerh) Kahire: el-Mektebetü’l-ezheriyye li’t-türâs, 1432/2012. Thk. Abdullah Muhammed Abdullah İsmail.
  • Medârikü’t-tenzîl ve hakâiku’t-te’vîl (Telif) Beyrut: Daru’l-kelimi’t-tayyib, 1419/1998, Thk. Yusuf Ali Büdeyvî, Muhiddin Dîb Mistû.