​Web sitesi yüksek çözünürlüğü nedeniyle telefonlara uyumlu değildir; daha iyi bir sonuç için lütfen bilgisayarınızda kullanınız!

 Timeline

Şehristanî

1076 - 1153

Meşhur dinler tarihçisi

Açıklama :

Kamuran Gökdağ. "Şehristanî". İslam Düşünce Atlası. https://www.islamdusunceatlasi.org
  • Ömer Faruk Harman. “Şehristânî”. DİA. c. 38. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2010: 467-468.
  • Mustafa Sinanoğlu. “Şehristânî ( Kelâma Dair Görüşleri )”. DİA. c. 38. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2010: 468-470.
  • Hasan Hüseyin Bircan. İbn Sînâ’da Tanrı evren ilişkisi ve Şehristani’nin Ona Yönelttiği Eleştiriler. Van: Bilge Adamlar, 2010.
  • Şehristânî. “Filozoflarla Mücadele” (Müsaraâtü’l-Felâsife). İstanbul: Litera Yayıncılık, 2010.
  • Fuat Aydın. Bîrûni ve Şehristânî’nin İzinde Dinler Tarihi Yazıları. Ankara : Eskiyeni Yayınları, 2012.
  • Aygün Akyol. “Zorunlu Varlığın Tikellere Dair Bilgisi: İbn Sînâ ve Şerhristânî Merkezli Bir Tartışma”. Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi V.10 (2006/2): 111-130.

İsim

Şehristanî

Tam İsim

Ebü’l-Feth Tacüddîn (Lisânüddîn) Muhammed b. Abdilkerîm b. Ahmed eş-Şehristânî

Doğum Tarihi, Doğum Yeri, Ölüm Tarihi, Ölüm Yeri

d. 469/1076, Şehristân

ö. 548/1153, Şehristân

Hocaları

Ali bin Ahmet Medenî

Ahmet Havafî

Ebu Nasr Kuşeyrî

Ebu Nasır el-Ensârî

Öğrencileri

Abdülkerim es-Sem‘ânî

el-Mucîr el-Bağdadî

Ekol Mensubiyeti

Felsefe, Kelam, Dinler Tarihi

Etkilendiği İsim ve Ekoller

Gazâlî 

İbn Sînâ

Felsefî Kelam

Hayatı

548/1153 Şehristan’da doğan ve İslam dünyasında felsefî düşüncenin zirve noktasına ulaştığı bir dönemde yaşayan Şehristânî’nin hayatının ilk dönemi hakkında yeterli bilgi yoktur. Doğduğu şehirde çeşitli hocalardan mantık ve matematik gibi ilimleri öğrenen Şehristânî, dönemin önemli bir ilim merkezi olan Nişâbur’a gitmiş ve ilim tahsil etmeye burada devam etmiştir. Nişabur’da Ebu’l-Hasan b. Ali b. Ahmed el-Medenî, Muhammed el-Havafî, Ebû Nasr Abdurrahim el-Kuşeyrî, Ebu’l-Kasım Süleyman b. Nasır el-Ensarî gibi isimlerden felsefî ve dinî ilimler alanında dersler okumuştur. Nişâbur’da ne kadar kaldığı bilinmeyen Şehristanî daha sonra Harizm’e oradan da Bağdat’a geçmiştir.  Bağdat’tan Horasan’a giderek Selçuklu sultanı Sencer’in veziri Ebu’l-Kâsım Muhammed b. El-Muzaffer’in hizmetine girmiştir. Horasan’da yaklaşık on beş yıl kalmış ve burada el-Milel ve’n-Nihal’i yazarak vezire takdim etmiştir. Daha sonra buradan ayrılan Şehristânî Tirmiz’e geçerek Nakibu’l-Eşraf Ebu’l-Kasım Ali b. Cafer el-Musavî’nin himayesine girmiştir. Şehristânî ömrünün sonuna doğru Tirmiz’den ayrılarak memleketi  Şehristân’a dönmüş ve 548/1153 yılında burada ölmüştür. 

 

Öğretisi

Gazâlî sonrası felsefî kelam ekolunun bir mensubu olan Şehristânî, başta hâdis (zaman içinde meydana gelme) ve kadîm (öncesi olmayan) olmak üzere hem kelâm ilminde tartışılan meselelere felsefî bir perspektifle yaklaşmaya çalışmış hem de İslam dünyasında İbn Sînâ ile zirveye ulaşan meşşâî felsefenin cevher-araz, zorunlu varlık-mümkün varlık gibi temel problemlerini eleştirmeye çalışmıştır. Her iki meselenin de son kertede Tanrı-âlem ilişkisini açıklama çabasında olduğu dikkate alındığında kelâm ilmindeki tartışmalar seyrinde kadîm bir varlık olan Tanrı’nın hâdis varlıklarla, felsefe ilmindeki tartışmalar seyrinde ise zorunlu varlık olan Tanrı’nın mümkün varlıklarla ilişkisi problemi filozofun gündemindeki en canlı ve dinamik konuların başında gelmektedir. Şehristânî’nin görüşleri Tanrı-âlem arasındaki bu ontolojik zıtlık merkezinde şekillenmiştir. Bu tartışmada Eşârî geleneğine bağlı görünen Şehristânî, âlemin sonradan yaratıldığı görüşünü cevher ve araz kavramlarından hareketle ispat etmeye çalışmaktadır. Ona göre âlem cevher ve arazlardan oluşmuştur. Arazların sonradan meydana geldiği (hâdis) açık olduğuna göre arazları kabul etmesi sebebiyle cevherlerin de sonradan meydana gelmesi zorunludur. Ona göre mümkün varlığın bilfiil bir varlığa dönüşmesi ezelî varlığın iradesiyle gerçekleşmektedir.

Bu durumda Şehristânî başta İbn Sînâ olmak üzere filozofları eleştirerek Allah ile âlem arasındaki ilişkinin zorunlu bir ilişki olmadığını savunmaktadır. İbn Sînâ’nın mümkün varlığı “başkasıyla zorunlu varlık” (vâcip bi-gayrihi) şeklinde ifade etmesini eleştirerek buradaki zorunluluğun zorunlu bir illiyet silsilesinin sonucu olmayıp Tanrı’nın irade ve tercihinin bir sonucu olduğunu kabul etmektedir. Bu, Şehristânî’nin sudur teorisini reddetmesinin teorik zeminini oluşturmaktadır. Şehristânî aynı bağlamdan hareket İbn Sînâ şahsında filozofların Tanrı’nın tikeller (cüz’îler) hakkında görüşlerini de reddetmektedir. Bununla birlikte Şehristânî varlık-mahiyet ayırımda İbn Sînâ’ya paralel düşünmektedir. Tanrı’nın varlığının ispat delilleri konusunda ise Şehristânî kelam ilminde kullanılan hudûs deliliyle felsefede kullanılan imkân delilini birleştirmiştir. Bununla birlikte imkân delilini ilk kez kullanan islam düşünürünün Şehristânî olduğu da iddia edilmektedir. Allah’ın sıfatları konusunda bir taraftan Mutezîle’yi eleştirmiş diğer rataftan aynı konuda “ahvâl teorisi”ni kullanan Eşâri kelamının Bakıllânî ve Cüveynî gibi önemli düşünürlerini eleştirmiştir. 

 

Öne Çıkan Eserleri

  • Kitâbü’l-Milel ve’n-Nihal. Thk. Muhammed Seyyid Kilanî. Beyrut: Dârü’l-Ma’rife, 1961.
  • Nihayetü’l-İkdam fî İlmi’l-Kelâm. Thk. Alfred Guillaume. London: [y.y.], 1934.
  • (Filozoflarla Mücadele) Musâraâtü’l-Felâsife. Çev. Aygün Akyol, Aytekin Özel. Litera Yayıncılık: İstanbul, 2010.