​Web sitesi yüksek çözünürlüğü nedeniyle telefonlara uyumlu değildir; daha iyi bir sonuç için lütfen bilgisayarınızda kullanınız!

 Timeline

Allâme el-Hillî

1250 - 1325

14. yy.’da yaşamış, İmâmiyye Şia’sının Usûliyye ekolüne mensup âlim

Açıklama :

Muhammed Yetim. "Allâme el-Hillî". İslam Düşünce Atlası. https://www.islamdusunceatlasi.org/
  • Abdullah Efendi el-İsfahânî. Riyâzü’l-ʻulemâ ve hiyâzü’l-fuzalâ. (nşr. Ahmed el-Hüseynî). Kum: 1401, I. Syf. 358-390.
  • Abdülazîz Cevâd et-Tabâtabâî. Mektebetü’l-ʻAllâme el-Hillî. Kum, 1416.
  • Mustafa Öz. “Hillî, İbnü’l-Mutahhar”. DİA, XVIII; 37-39.
  • Sabine Schmidtke. The theology of al-allama al-Hilli. Berlin: Klaus Schwarz Verlag, 1991.

İsim

Allâme İbnü’l-Mutahhar el-Hillî

Tam isim

Cemâlüddin Ebû Mansûr el-Hasen b. Yûsuf b. Ali b. Muhammed İbnü’l-Mutahhar el-Hillî

Kısa Tanıtım

14. yy.’da yaşamış, İmâmiyye Şia’sının Usûliyye ekolüne mensup âlim

Doğum Tarihi, Doğum Yeri, Ölüm Tarihi, Ölüm Yeri

d. Ramazan 648/Aralık 1250, Hille

ö. Muharrem 726/Aralık 1325, Hille

Hocaları

Sedîdüddin Yûsuf (babası, hadîs)

Muhakkık Hillî (dayısı, fıkıh usûlü)

Nasîrüddin et-Tûsî (metafizik, astronomi)

Müfîdüddin Muhammed b. Cehm (fıkıh)

Necîbüddin Yahyâ b. Yahyâ el-Hüzelî (fıkıh)

Şemseddin Muhammed b. Muhammed el-Kîşî (felsefe, tasavvuf)

Burhânüddin en-Nesefî (cedel)

Cemâlüddin Ahmed b. Tâvûs el-Hasenî

Radıyüddin Ali b. Tâvûs el-Hasenî

Öğrencileri

Kutbüddin er-Râzî

Fahrülmuhakkıkīn Fahrüddin Muhammed (oğlu)

Amîdüddin el-A‘recî el-Hüseynî (yeğeni)

Ziyâüddin el-A‘recî el-Hüseynî (yeğeni)

İbn Ebû Zeyneb

Ebü’l-Hasan Radıyyüddin Ali b. Ahmed el-Mezyedî

Ekol Mensubiyeti

İmâmiyye içinde Usûliyye ekolü

Etkilendiği İsim ve Ekoller

Basra Muʻtezilesi

Fahrüddin er-Râzî ekolü

İletişim ve etkileşimde bulunduğu isimler

Sultan Olcaytu (İlhanlı sultanı)

İbn Teymiyye (?)

Kadı Beyzâvî (mektupla münazara)

Hayatı

648/1250 senesinde Bağdat’ın 100 km kadar güneyinde yer alan ve bugün Irak toprakları içinde bulunan Hille’de doğdu. İlim tahsiline babasının yanında başladı. Ondan Kütüb-i Sitte’nin önde gelen kitaplarından Muvatta’, Müsned, Sünen-i Ebî Dâvûd ve Sahîh-i Buhârî’yi ve Şia’nın itibar ettiği hadîs kitapları olan Kütüb-i Erbaa’yı okudu. Dayısı Muhakkık el-Hillî’den fıkıh usûlü dersleri aldı. Muhtelif hocalardan fıkıh, felsefe, tasavvuf ve cedel ilimlerini okudu. Hillî hocalarına ve onlardan okumuş olduğu eserlere dair ayrıntılı bilgiyi kendi yazdığı er-Ricâl ve el-İcâzetü’l-kebîre isimli eserinde bizzat aktarmış bulunmaktadır. Hillî’nin hocaları arasında Nasîrüddin et-Tûsî’nin de önemli bir yeri vardır. Hillî kendisinden yaklaşık 50 yaş büyük olan Tûsî’nin, hayatının son demlerinde Bağdat’a gelişinden istifadeyle onun ders halkasına katılmış ve ondan İbn Sînâ’nın eş-Şifâ’sının ilâhiyat kısmını okumuştur. Daha sonra astronomi ilmine dair Tûsî’nin kendi eseri olan et-Tezkire’yi okumaya başlamışlarsa da, hocasının 672/1274 senesinde vefat etmesi sebebiyle bu ders yarım kalmıştır.

Hillî 705/1305 senesine kadar Bağdat’ta kalmış ve bu tarihte İlhanlıların kendilerine merkez ittihaz ettikleri Sultâniye’ye gitmiştir. İlhanlı Sultanı Olcaytu’nun başından geçen bir talâk meselesinde, Sünnî âlimlerce verilmemiş bir fetvayı vermek ve bu fetvasına ikna edici deliller sunmak suretiyle sultanın dikkatini çekmiştir. Daha sonra Sünnî âlimlerle yaptığı bazı münazaralarda sultanın beğenisini kazanarak onun yanında büyük bir itibar sahibi olmuştur. (Ancak çağdaşı Kadı Beyzâvî ile yaptığı yazılı münazaralarda Beyzâvî’nin ona üstün geldiği rivayet edilir.) Önceden Hıristiyan olduğu hâlde daha sonra Müslümanlığı seçerek Muhammed Hudâbende ismini alan Sultan Olcaytu, Hillî’nin etkisiyle İmâmiyye’ye meyletmiştir. Bu sebepten Olcaytu, bastırdığı sikkeler üzerine on iki imamın isimleriyle beraber “ʻAliyyün veliyyullah” ibaresini koydurmuş ve hutbelerde imamların isimlerinin zikredilmesini emretmiştir. Böylece İlhanlılarda kısa süreli bir Şiîlik hâkimiyeti meydana gelmiştir.

Hillî, sultanın 716/1316 senesinde vefatından sonra, kendi memleketi Hille’ye dönmüş ve hayatının geri kalanını orada geçirmiştir. Bu arada hac vazifesini îfâ etmek üzere Hicaz’a gidip gelmiştir. Hille’de öğrenci yetiştirme ve kitap telif etmekle meşgul olan Hillî, Ramazan 726/Aralık 1325’te vefat etmiştir. Vefatından sonra cenazesi Necef’e götürülerek Hz. Ali’nin türbesinin müştemilâtına defnedilmiştir. Kabri günümüzde hâlen mevcut olup, İmam Ali Türbesi’nin dâhilinde ahşap bir şebekeyle çevrili vaziyettedir.

 

Öğretisi

Hillî, Şia anlayışında ilmî bakımdan en üstün kabul edilen kişiler için kullanılan “âyetullah” ünvanına sahip ilk kişidir.

Hillî, birçok ilim dalında eser verecek yetkinliğe sahip olan ve bu sebeple “allâme” lâkabıyla anılan bir âlim olmakla beraber, onun asıl yetkinliği fıkıh ve kelâmdadır. Sünnî ulemâdan istifade etmek suretiyle muâmelât konusunda Şia fıkhına genişlik kazandırmış bir fakîhtir. Onun Şia fıkhına yapmış olduğu en büyük katkı ise ictihad fikrinin sağlamlaştırılması suretiyle olmuştur. Şia fıkhında ictihad fikrine karşı mevcut olan olumsuz bakış açısını değiştirmiş ve bu fikri re’y fikrinin önüne almıştır. Kıyası reddetmiş ve Şia fıkhında önceden beri var olan aklî istinbatın esasen ictihad demek olduğunu iddia etmiştir. Hillî’den sonraki Şia fakihlerinin, eserlerinde onun ictihad tanımını kullanmaya başlaması, onun bu meseledeki etkisinin bariz bir göstergesidir. On birinci imamdan sonraki büyük gaybet döneminde fakîhlerin imamın temsilcisi olduğunu iddia eden Hillî, böylece niyâbet müessesesinin esaslarını da tespit etmiştir.

Hadîs konusunda, hocası İbn Tâvûs’un yolunu takip eden Hillî, Kütüb-i Erbaa’daki bütün hadîsleri sorgulamaksızın sahîh olarak kabul eden Ahbârîleri eleştirmiştir. Hattâ Şiî hadis literatüründe yer alan haberlerin birçoğunun güvenilir olmadığını iddia etmiş ve bu hadîslerin sıhhatini tayin etmede akla müracaat edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. İmamiyye bünyesinde hadis usûlünün vazedilmesi, hadis literatürünün araştırılarak terimlerinin ortaya konulmasını sağlamıştır. Sünnî muhaddislerin metotlarından istifadeyle İmâmiyye bünyesinde dirâyetü’l-hadîs ilmini kuran Hillî, bu suretle Şiî fıkhını da yeniden düzenlemiştir. Hillî’nin hadis anlayışının temelinde yatan tasnife göre hadisler sahih, hasen, müvessak ve zayıf diye dörde ayrılır. Senedindeki bütün râviler âdil İmâmî ise hadis sahih sayılır. Senedin tamamı İmâmî olmakla beraber bir kısmı adalet sahibi, bir kısmı da memdûh râvilerden müteşekkil ise hasen, âdil ve memdûh İmâmî râvilerin yanı sıra senedde İmâmî olmayan, ancak güvenilen râviler mevcutsa hadis müvessak kabul edilir. Zayıf ise isnadında zayıf veya meçhul râvilerin bulunduğu hadislerdir. Görüldüğü üzere Hillî’nin hadîs anlayışında İmâmî olmak yine de bir sıhhat unsuru olarak kabul edilmiş, fakat yanına Ahbâriyyenin anlayışından farklı olarak âdil olma şartı da eklenmiştir.

Kısacası Hillî, İmâmiyye içinde Usûliyye ekolünün en önemli temsilcilerinden sayılır. İmamlardan gelen rivayetlere nakilci bir teslimiyetle yaklaşan ve hepsini tartışmasız sahih kabul edip yakîn ifade ettiğini iddia eden Ahbâriyye anlayışını hadîs, fıkıh ve kelâm alanlarında ciddi tenkitlere tâbi tutmuştur.

 

Ahlak ve Siyaset Düşüncesi

Hillî şeriatin Peygamberden sonraki koruyucusunun imam olduğunu iddia eder. Mehdî anlayışını savunan Hillî’ye göre bu dünya hayatında adalet ancak onun zuhûruyla mümkündür. Bu sebepten adalet arayışını öne sürerek mevcut siyasî otoriteye karşı isyan etmenin faydasız olduğunu söylemiştir.

 

Öne Çıkan Eserleri

  • Menâhicü’l-yakīn fî usûli’d-dîn. (Telif; 680/1281) Yakub el-Cafer. Kum, 1415. M. Rıza el-Ensârî, Kum, 1416.
  • Nehcü’l-müsterşidîn fî usûli’d-dîn. (Telif) S. Ahmed el-Hüseynî ve Hâdî el-Yûsufî. Kum, 1976.
  • el-Ebhâsü’l-müfîde fî tahsîli’l-ʻakīde. (Telif) Kum 1371.
  • Keşfü’l-fevâʻid fî şerhi Kavâʻidi’l-ʻakāid.(Şerh;). (Tebriz) 1360.
  • İstiksâü’l-bahs ve’n-nazar. (Telif; 705/1305 – 716/1316 tarihleri arası).
  • Minhâcü’l-kerâme. (Telif) M. Reşâd Sâlim. Kahire, 1989.
  • Keşfü’l-murâd fî şerhi Tecrîdi’l-iʻtikād. (Şerh) Hasanzâde el-Âmülî. Kum, 1407. S. İbrâhim ez-Zencânî, Kum, 1413
  • Îzâhu’l-makāsıd. (Şerh) A. Münzevî, Tahran, 1959. (Şerhu Hikmeti’l-ʻayn).
  • Tebsıratü’l-müteʻallimîn fî ahkâmi’d-dîn. (Telif) M. Hâdî el-Yûsufî, Tahran, 1372; Ahmed el-Hüseynî, Beyrut, 1404.
  • İrşâdü’l-ezhân. (Telif). Fâris el-Hassûn, Kum, 1410.
  • Kavâʻidü’l-ahkâm fî maʻrifeti (mesâili)’l-helâl ve’l-harâm. (Telif). Kum, 1984.
  • Nehcü’l-hak ve keşfü’s-sıdk.(Telif) Ferecüllah el-Hüseynî, Beyrut, 1982.
  • Tehzîbü Tarîki’l-vüsûl ilâ ʻilmi’l-usûl. (Telif) Tahran, 1308.
  • Mebâdiü’l-vüsûl ilâ ʻilmi’l-usûl. (Telif) Tahran, 1310; Mektebetü’l-iʻlâmi’l-İslâmî, Kum, ts.
  • Keşfü’l-yakīn fî fezâʻili emîri’l-mü’minîn. (Telif; 705/1305 – 716/1316 tarihleri arası) Hüseyin ed-Dergâh, Tahran, 1412; Ali Âl-i Kevser, Kum, 1413.
  • er-Ricâl (Ricâlü’l-ʻallâme el-Hillî, Hulâsatü’l-aķvâl fî maʻrifeti’r-ricâl). (Telif) Muhammed Sâdik Âl-i Bahrülulûm. Necef, 1381.
  • el-Cevherü’n-nadîd fî şerhi mantıkı’t-Tecrîd. (Şerh) Muhsin Bidârfer. İntişârât-ı Bîdâr, Kum, 1430.
  • el-Kavâʻidü’l-celiyye şerhu’r-Risâleti’ş-şemsiyye. (Şerh) Fârs el-Hassûn, Kum, 1412.