​Web sitesi yüksek çözünürlüğü nedeniyle telefonlara uyumlu değildir; daha iyi bir sonuç için lütfen bilgisayarınızda kullanınız!

 Timeline

İbn Kayyim el-Cevziyye

1292 - 1350

Hanbelî âlimi

Açıklama :

Betül Kanburoğlu. "İbn Kayyim el-Cezviyye". İslam Düşünce Atlası. https://www.islamdusunceatlasi.org
  • Birgit Krawietz ve Georges Tamer (eds.). Islamic Theology, Philosophy and Law: Debating Ibn Taymiyya and Ibn Qayyim al-Jawziyya. Berlin: Boston: De Gruyter, 2013.
  • Abdul-Rahman Mustafa. On Taqlīd: Ibn al-Qayyim's Critique of Authority in Islamic Law. New York: Oxford University Press, 2013.
  • Bekr ibn ʻAbdullah Ebu Zeyd. İbn Kayyim el-Cevzīyye: Hayatuhu, Atharuhu, Mevariduhu. Riyad: Dar al-ʻAsime, 1412/1991-92.
  • Muhammad Muslim el-Guneymî. Hayat el-imam İbn Kayyim el-Cevziyye. Dimaşk: el-Mektebu’l-İslami, 1977.
  • Semiḥ ʻAbdulvehhab el-Cindi. Makasidu’ş-Şeriʻa ʻinde İbn Kayyim el-Cevziyye. Beyrut, Lubnān: Muʾessesetu’l-Risāle Naşirun, 2008.

İsim

İbn Kayyim el-Cevziyye

Tam isim

Ebû Abdillâh Şemsuddîn Muhammed bin Ebî Bekr bin Eyyûb ez-Zuraʿî ed-Dımaşkî el-Hanbelî

Kısa Tanıtım

Hanbelî âlimi

Doğum Tarihi, Doğum Yeri, Ölüm Tarihi, Ölüm Yeri

d. 7 Safer 691/29 Ocak 1292, Dımaşk (?)

ö. 13 Receb 751/16 Eylül 1350, Dımaşk

Hocaları

Takıyyuddîn Ahmed İbn Teymiyye (d. 661/1263 – ö. 728/1328)

[asıl hocası], Ebû Bekr Ebu’l-Ferec İbnu’l-Cevzî bin Ebû Muhammed Muhyiddîn Yûsuf [ilk hocası, babası], Mecduddîn Ebû Bekr bin Muhammed el-Tûnusî; Muhammed bin Ebu’l-Feth el-Baʿlebekkî, Safiyuddîn el-Hindî, Mecduddîn İsmâʿil bin Muhammed el-Harrânî, Ebu’l-Abbas Şehâbeddin Ahmed bin Abdurrahman el-Âbir en-Nablusî, Yûsuf bin Abdurrahman el-Mizzî, Zeynuddîn İbnu’ş-Şirâzî, Ebu’l-Fidâ Sadreddin İbn Mektûm es-Suveydî, Ebû Bekr İbn Abduddâim en-Nablusî, Bedreddin İbn Cemâa, Bahâeddin İbn Asâkir, Ummu Muhammed Fâtıma bint İbrâhîm el-Betâihî

Öğrencileri

Cemâleddîn Abdullah [oğlu], Burhâneddîn İbrâhîm [oğlu], Zeynuddîn İbn Receb, Şemseddin Muhammed bin Abdulkâdir el-Cenne en-Nablusî, Ebu’l-Fidâ İbn Kesîr (ö. 701/1373)

Ekol Mensubiyeti

Hanbelî mezhebi

Selefiyye Ekolü

Etkilendiği İsim ve Ekoller

Takıyyuddîn Ahmed İbn Teymiyye (d. 661/1263 – ö. 728/1328), İbn Hazm, Ebû Hamîd el-Gazzâlî (d. 450/1058 – ö. 505/1111), Ebû Muhammed İzzuddîn Abdulazîz bin Abdisselâm bin Ebi’l Kâsım es-Sulemî ed-Dımaşkî (d. 577/1181 - ö. 660/1262)

Etkilediği İsim ve Ekoller

Muhammed bin Abdulvehhâb, Şevkânî, Muhammed Reşit Rızâ, Muhammed Abduh, Mevdûdî, Vahîduddîn Han, Seyyid Kutub (1906-1966), Vehhâbîlik, Selefîlik, Senûsîlik

İletişim ve etkileşimde bulunduğu isimler

Şemseddîn bin Abdulhâdî, Zehebî, Takıyyuddîn es-Subkî, ʻAbd al-Raḥmān ibn Ahmad ibn Receb (ö. 795/1393)

Bulunduğu Medreseler

Cevziyye Medresesi

Sadriyye Medresesi (743/1342 – 751/1350)

Hayatı

7 Safer 691/29 Ocak 1292 tarihinde, kuvvetle muhtemel Dımaşk’ta doğduğu bilinen Hanbelî âlim İbn Kayyim el-Cevziyye’nin ilim hayatı, babası Ebû Bekr Ebu’l-Ferec İbnu’l-Cevzî bin Ebû Muhammed Muhyiddîn Yûsuf’tan aldığı  derslerle Dımaşk’taki Cevziyye Medresesi’nde başlar. İbn Kayyim el-Cevziyye’nin, Mecduddîn Ebû Bekr bin Muhammed el-Tûnusî ve Muhammed bin Ebu’l-Feth el-Baʿlebekkî’den Arap dili ve edebiyatı; Şâfiʿî usulcü Safiyuddîn el-Hindî’den kelâm ve usul; Mecduddîn İsmâʿil bin Muhammed el-Harrânî ve Takıyyuddîn Ahmed İbn Teymiyye (d. 661/1263 – ö. 728/1328)’den fıkıh okur. Fıkıhtaki asıl hocası İbn Teymiyye olup, onun çoğu kitabı bizzat kendisinden okuma fırsatı bulmuştur. Bunun yanında Ebu’l-Abbas Şehâbeddin Ahmed bin Abdurrahman el-Âbir en-Nablusî, Yûsuf bin Abdurrahman el-Mizzî, Zeynuddîn İbnu’ş-Şirâzî, Ebu’l-Fidâ Sadreddin ibn Mektûm es-Suveydî, Ebû Bekr ibn Abduddâim en-Nablusî, Bedreddin ibn Cemâa, Bahâeddin ibn Asâkir ve Ummu Muhammed Fâtıma bint İbrâhîm el-Betâihî’nin derslerine katıldığı bilinir.

Babasının yaptırdığı Cevziyye Medresesi’nde imamlık, Necmeddîn ibn Hallikân’ın yaptırdığı camide hatiplik yapan İbn Kayyim el-Cevziyye, hocası İbn Teymiyye henüz hayattayken ders vermeye başladıysa da, düzenli hocalık görevine 743/1342 yılında Sadriyye Medresesi’nde başlar ve vefatına kadar bu görevini sürdürür. Öğrencileri arasında, kendisinden sonra aynı medresede ders veren oğulları Cemâleddîn Abdullah ile Burhâneddîn İbrâhîm’in yanı sıra; Zeynuddîn ibn Receb, Şemseddin Muhammed bin Abdulkâdir el-Cenne en-Nablusî ve Ebu’l-Fidâ İbn Kesîr de zikredilir. Bunlara ilaveten, Şemseddîn ibn Abdulhâdî, Zehebî, Takıyyuddîn es-Subkî gibi çağdaşlarının da ondan istifade ettiği bilinir.

İbn Kayyim el-Cevziyye’nin düşüncesini en çok etkileyen kişi, kuşkusuz İbn Teymiyye’dir. Kendisinin ilmî birikim ve şöhretini de büyük ölçüde hocası İbn Teymiyye’ye borçlu olduğu söylenir. İbn Kayyim el-Cevziyye, Kahire’den döndüğü 712/1312 yılından, hocasının vefat ettiği 728/1328 yılına kadar sürekli olarak onun ilim halkalarında bulunur. İbn Kayyim el-Cevziyye’nin İbn Teymiyye’ye olan muhabbet ve bağlılığı, eserlerinde de açıkça görülür.  Hocası ile Hanbelî mehzebi imamı Ahmed bin Hanbel’in aynı görüşte olduğu bazı hususları “iki Ahmed dedi ki” şeklinde ifade etmesi, hocası İbn Teymiyye’yi, mehzep imamı Ahmed bin Hanbel’e denk gördüğünü düşündürür. İbn Hacer de bu bağlılığa dikkat çekerek İbn Kayyim el-Cevziyye’nin hiçbir hususta hocasının görüşlerinin dışına çıkmayacak kadar ona bağlılık gösterdiğini ve İbn Teymiyye’nin fikirlerinin yayılmasının da büyük ölçüde onun sayesinde olduğunu kaydeder. Sonraki dönemde yapılan bazı çalışmalarda İbn Kayyim el-Cevziyye’nin İbn Teymiyye muhalif görüşlerinin olduğu ifade edilse de bunlar çok sınırlı sayıdadır.

İbn Kayyim el-Cevziyye’nin, hocası İbn Teymiyye’nin yanında,  İbn Hazm, Ebû Hamîd el-Gazzâlî (d. 450/1058 – ö. 505/1111) [özellikle İhyâ’u ‘ulûmi’d-dîn isimli eserinden] ve Ebû Muhammed İzzuddîn Abdulazîz bin Abdisselâm bin Ebi’l Kâsım es-Sulemî ed-Dımaşkî (d. 577/1181 - ö. 660/1262) gibi âlimlerden de etkilendiği söylenir.

İbn Kayyim el-Cevziyye, hocası İbn Teymiyye ile birlikte Selefî akımın önde gelen isimlerindendir. Son dönemde etkilediği isimler arasında Muhammed bin Abdulvehhâb, Şevkânî, Muhammed Reşit Rızâ, Muhammed Abduh, Mevdûdî ve Vahîduddîn Han zikredilebilir. Bunun yanında Vehhâbîlik, Selefîlik, Senûsîlik akımlarının ve İslâm dünyasındaki benzer ıslah hareketlerinin öncüsü olarak değerlendirilirler.

İbn Kayyim el-Cevziyye’nin hayatı boyunca sürdürdüğü ilmî çabasının amacı, hocası İbn Teymiyye’nin başlattığı, adalet ve toplum yararı temeline dayalı dinî ve toplumsal ıslah projesini sürdürmektir. Söz konusu ıslah projenin esasını, Selef’in yöntemi olarak gördüğü Kur’ân ve Sünnet’in hakemliğine başvurma, şeriatin ruhunu anlama, toplumsal olguları bu bağlamda dikkate alıp değerlendirme ve buna bağlı olarak taklidin yol açtığı fikrî donukluk ve durgunlukla mücadele etme oluşturur. Burada söz konusu edilen dinî ve toplumsal ıslah projesini, İbn Kayyim el-Cevziyye’nin yaşadığı dönemin şartları ile birlikte düşünmek yerinde olacaktır. Onun hayatı, Haçlı savaşları sonrası, 722/1322 yılına kadar zayıflayarak da olsa süren Moğol saldırıları sebebiyle İslâm dünyasının oldukça karışık ve hükümdarlar arası çekişmelerin yoğun olduğu bir döneme rast gelir. Bu dönemde İslam dünyasının içine düştüğü zâfiyet, ilim çevrelerindeki taassup, mezhepçilik ve Batınîlikle temellenmiş sûfîliğin etkilerinin yoğun olduğu görülür. Dolayısıyla İbn Kayyim el-Cevziyye de, hocası İbn Teymiyye gibi kamu yararı düşüncesini öncelikli mesele haline getirir ve maslahat ile siyâset-i şerʿiyye konularına yoğunlaşır.

Yeni Hanbelîlik yahut Selefî akımın öncülerinden olması sebebiyle İbn Teymiyye’nin Memlük idarecilerinden gördüğü baskılar, büyük ölçüde İbn Kayyim el-Cevziyye için de söz konusu olur; hatta kabir ziyareti amaçlı yolculuklara karşı çıkması gibi düşünceleri sebebiyle bir süre hapse mahkum edilir. Dönemin siyasetçileri ile ters düşmesinin yanında, önde gelen bazı ilim erbabı ile arasının açık olduğu ve onlarla yaptığı ilmî tartışmaların ayrıntıları, kaynaklarda yer alan bilgiler arasındadır.

İbn Kayyim el-Cevziyye, ilmî hayatında hem te’lif hem talimi birarada yürütmeye çalışmış; bir yandan eser verirken diğer yandan öğrenci yetiştirmiştir. Fıkıh ve hadis alanlarındaki yetkinliğinin yanında; usûl-i fıkıh, tefsir, kelam alanlarında da kendisini yetiştirmiş olduğu bilinen İbn Kayyim el-Cevziyye’nin kaynaklarda 100’e yakın eserinin adı geçer. Bunun yanında kitap toplamaya meraklı olduğu ve zengin bir kütüphanesinin olduğu söylenir. Eserlerinin çoğu, günümüzde Hanbelî mezhebinin tarihî birikimini ortaya çıkarma yönündeki bazı resmî politikalar ve finans destekleri sayesinde neşredilme imkanı bulmuştur. Eserlerinin büyük çoğunluğunun, bir mezhebin görüşlerini savunma veya öne çıkarma düşüncesi güdülmeden, mukayeseli tarzda kaleme alınmış olduğu söylenebilir. Bu yönüyle İbn Kayyim el-Cevziyye’nin yaklaşımında –Selef’in fikirlerine aykırı olmamak kaydıyla- objektifliğin hakim olduğu söylemek mümkündür.

İbn Kayyim el-Cevziyye’nin vakti bilinmemekle birlikte Kudüs, Nablus ve Kahire’ye seyahat ettiği; bunların yanında, biri 731/1331 yılında olmak üzere bir kaç kere hac için Mekke’ye gittiği kaynaklarda zikredilen bilgiler arasındadır. İbn Kayyim el-Cevziyye, 13 Receb 751/16 Eylül 1350’de Dımaşk’ta vefat eder.

 

Düşüncesinin Temel Özellikleri: orta yolculuk, gelenekçilik ve anlamcılık

İbn Kayyim el-Cevziyye düşüncesinin izlediği yöntem, orta yolculuk, gelenekçilik ve anlamcılık olarak ifadelendirilebilir. Görüşlerinde orta yolcu bir tutuma sahip olan İbn Kayyim el-Cevziyye’ye göre Müslümanlar, diğer din mensupları arasında orta (vasat) olduğu gibi, Ehl-i sünnet de mezhepler arasında ortadadır. Onun gelenekçi tutumu ise, sahabeye olan yaklaşımında kendisini belirgin şekilde gösterir. Ona göre  sahabeyi örnek alıp onlara tabi olmaksızın Kur’an ve Sünnet’ten hüküm çıkarma iddiasında olan kişi bid’at ve dalalet ehli olur. Bunun bir sonucu olarak da belli bir mehzebe bağlanmanın gerekmediği görüşündedir. Çünkü bu bağlanma, ister istemez sahabe ve tâbiîne doğrudan ulaşma ve başvurma imkanını da ortadan kaldıracaktır. Ancak burada dikkat çekilmesi gereken, İbn Kayyim el-Cevziyye’nin amacının, mehzeb imamlarının kişilik, ilmî ehliyet ve düşüncelerini eleştirmek değil, müntesiplerinin onları doğrudan taklid etmesine engel olmaktır.

Onun amacı, döneminde ortaya çıkan bid’at ve hurafelerle mücadele etmektir. Söz gelimi kabir ziyaretinin esasen meşru olduğu kanaatini taşımakla birlikte özellikle bazı salih kişilerin kabrini ziyaret etmek amacıyla yola çıkılmasını caiz görmemesi, o dönemde Şia’nın Meşhed Haccına bir tepki olarak değerlendirilebilir.

İbn Kayyim el-Cevziyye sisteminin öne çıkan diğer özelliği ise anlamcılıktır. Anlamcılık, şeriatin ruhunu ve espirisini kavrama, maslahatı dikkate alma ve gerçekleştirme ve bunlara bağlı olarak zamanın değişmesi ile hükümlerin değişmesi şeklinde ifadelendirilebilir. Aslında burada ifade edilen, Şatıbî tarafından makasıdu’ş-şeria kavramı ile ifade edilen düşüncedir.

İbn Kayyim el-Cevziyye’in anlamı dikkate alan yaklaşım tarzı, fetva konusundaki gerçekçiliğinde kendisini gösterir. Ona göre ilahi emirler, sosyal hayatı sekteye uğratmayacak şekilde anlaşılmalıdır. Bunun için meselenin özüne ve ruhuna inmeye çalışmak gerekir. Söz gelimi sedd-i zerîa yani harama giden yolu kapamanın bir örneği olarak ipeğin haram kılınması meselesinde, normalde yalnızca kadınlara mubah olan ipeği, ihtiyaç ve maslahat sebebiyle erkekler için de mubah görür. Çünkü ona göre sedd-i zerîa için haram kılınan bir şey, ihtiyaç ve üstün maslahat sebebiyle mubah olur.

 

Usûl Görüşleri

Akıl ve vahiy arasında çatışma bulunmadığı noktasından yola çıkan İbn Kayyim el-Cevziyye, husn-kubuh, dinî-şer’î hükümlerin amacı ve peygambere ihtiyaç gibi konulara nas merkezli bir açıklama getirir. Ona göre fıkhın kaynakları genel olarak Kur’an, Sünnet ve birleştirici bir delille bu ikisinin anlam çerçevesine giren olmak üzere üçtür. Bu genel ifade, Ahmed bin Hanbel’in fetvalarını dayandırdığı asıllarda açılımını bulur. Buna göre usul, naslar (Kur’an ve Sünnet), muhalifi bilinmeyen sahabe fetvaları, farklı görüşlerin bulunması durumunda aralarından birinin seçilmesi, mürsel ve zayıf hadis, zaruret durumunda yani bunların yokluğunda kıyastır. İbn Kayyim el-Cevziyye de, büyük ölçüde bu beş asla dayanır.

1. Kur’an ve Sünnet: İbn Kayyim el-Cevziyye’ye göre Allah, Hz. Peygamber’e neyi kastettiğini açıklama yetkisi verdiği gibi, ona kendi adına kendiliğinden hüküm koyma (teşrî’) yetkisi de vermiştir. O, Hz. Peygamber’in bütün kelamını, Allah adına yapılmış bir açıklama olarak görür. Kendisine teşrî’ yetkisi tanındığı için Hz. Peygamber, Kur’an nassına ilave hüküm koyabilir. Nitekim Selef’in ve Ehl-i Sünnet’in temel özelliği, Hz. Peygamber’den sahih olarak gelen bir şeyi, hiçbir insanın sözü sebebiyle terketmemeleridir.

İbn Kayyim el-Cevziyye, nasların itibarını teslim etmek gerektiğini önemle vurgular. O, nasların -özellikle yaşadığı dönemi kastederek- adına sikke basılan, hutbe okunan, fakat geçerli bir hükmü ve yetkisi olmayan âciz halife derecesine indirildiğini söyleyerek naslara hakkının verilmediğinden yakınır ve naslara hakkının verilmesi durumunda mevcut ihtilafların ortadan kalkacağını ileri sürer.

2. Sahabi Sözü: İbn Kayyim el-Cevziyye göre sahabîler ümmetin en fakihi, en alimi ve dini ahkamın maksat ve hikmetlerini en iyi bilen kişilerdir. Sahabenin bilgileriyle sonrakilerin bilgileri arasındaki fark, bunlarla onların faziletleri arasındaki fark gibidir. Dolayısıyla mezhep imamları ve alimlerin çoğunun da hem fikir olduğu gibi, sahabilerin sözlerine tabi olunması gerekir.

3. Kıyas: İbn Kayyim el-Cevziyye kıyas konusunu, nasların bütün olayların hükümlerini içerip içermediğine ilişkin teorik tartışma ile bağlantılandırır. Buna göre o, Sünni usulcülerin çoğunluğu tarafından da ifade edilen “nasların sayılı ve sınırlı, olayların ise sınırsız olduğu; dolayısıyla sınırlının sınırsızı içermesinin imkansız olduğu” şeklindeki anlayışa karşı çıkar. İbn Kayyim el-Cevziyye’ye göre naslar, bütün olayların hükümlerini içine alır. Allah ve Hz. Peygamber, insanları herhangi bir re’y veya kıyasa havale etmemiş, aksine bütün hükümleri açıklamıştır. Dolayısıyla naslar bütün hükümlere kafidir. Bununla birlikte sahih kıyas da haktır ve naslara uygundur. Bunun yanında o, prensip olarak hikmet ve maslahata riayeti kabul ettiği için, genel anlamda kıyas yanında istihsan ve istislaha da sıcak bakar. Önceki şeriatler konusunda ise dört imamın olumlu kanaatini zikreder.

4. İctihad ve Taklid: İbn Kayyim el-Cevziyye, taklid karşıtlığının ve serbest ictihad düşüncesine sahip olmasının bir sonucu olarak ictihad kapısının kapanmasını kabul etmez. Yalnız ihtiyaç anında ve o konuyu bilen bir alimin bulunmaması durumunda taklit yoluyla fetva vermenin caiz olduğunu belirtir. Bunun dışında taklit yoluyla fetva vermeye şiddetle karşı çıkar. Ona ictihad eden imamların görüşleri, suyun yokluğunda başvurulacak teyemmüm gibidir. Onları taklit edenler ise, ictihad eden bu alimlerin görüşlerini öne alarak, Kur’an, Sünnet ve sahabe sözlerini, suyun yokluğunda başvuracak teyemmüm mesabesine indirmişler; su varken teyemmüm etmişlerdir. İbn Kayyim el-Cevziyye, bu şekilde taklide yol açtığı gerekçesiyle belli bir mezhebe intisab etmenin gerekli olmadığını savunur.

 

Öne Çıkan Eserleri

  • Tehzîbu Muhtasari Suneni Ebi Davud. (732/1332). Thk. İsmail b. Gazi Merhaba. Riyad: Mektebetu’l-Maarif, 2007/1428. 
  • Zad el-meʻad fi hedy hayr el-ʻibad. Thk. Şuʻayb el-Arnaʾut ve ʻAbd al-Kadir el-Arnaʾut; Beyrūt: Muʾessese el-Risale; el-Kuveyt: Mektebetu’l-Menar el-İslamiyye, 1988; çev. Mehmet Yolcu. İstanbul: Pınar Yayınları: 1989. [Zadu'l-mead: Rasulullah’ın Yaşadığı İslam] 
  • et-Tıbb el-nebevî. Thk. ʻAbdulgani Abdulhalık ve ʻAdil el-Ezheri & Mahmud Ferec el-ʻUkade. Beyrūt: Dāru’l-kutub el-ʻilmiyye, 1976. 
  • el-Kasidetu’l-nūnīyye. Beyrut: Daru’l-Maʻrife, 1975 ?. 
  • el-Turuk el-Hukmİyye fİ el-siyase el-şerʻiyye. Thk. Muhammad Muhyi al-Din ʻAbd al-Hamid & Ahmad ʻAbd al-Halim al-ʻAskari. Kahire: el-Muessese el-Arabiyye, 1961. 
  • er-Rûh. Kahire: Dâru’l-Hadîs, 1989/1410; er-Ruh. Çev. Şaban Haklı. İstanbul: İz Yayıncılık, 1993.
  • el-Fevaid. Thk. Ahmed Ratib Armuş. Beyrut: Dâru'n-Nefâis, 1986; çev. Abdullah Tunçer. İstanbul: Karınca Yayınları, 2004. [el-Fevaid – Faydalar] 
  • ed-Da've'd-deva'. Thk. Ali b. Hasan b. Ali b. Abdülhamid el-Halebi el-Eseri. Riyad: el-Emanetü’l-Amme li’l-İhtifal bi-Mururu Miete Am ala Tesisi’l-Memleke, 1999/1419; çev. Osman Arpaçukuru. İstanbul: İlke Yayınları, 2003. [Dua ve Yaşam]; çev. Savaş Kocabaş. İstanbul: Elif Yayınları, 2003. [Kalbin İlacı] 
  • Ravzatu'l-muhibbin ve nuzhetu'l-muştakin. Thk. es-Seyyid el-Cemîlî. Beyrut: Dârü'l-Kitâbi'l-Arabi, 1987; çev. Feyzullah Demirkıran ve Savaş Kocabaş. İstanbul: Şule Yayınları, 2001. [Aşıklar Kitabı] 
  • İgasetu'l-lehfan fî mesaidi'ş-şeytan. Thk. Beşir Muhammed Uyun. Dımaşk: Dârü'l-Beyân, 1994/1414. 
  • Tuhfetu'l-mevrud bi-ahkâmi'l-mevlud. Thk. Abdulmun'im Ani. Beyrut: Dâru'l-Kutubi'l-İlmiyye, 1983; çev. Mahmut Kısa. Konya: Esra Yayınları, 1994. [İslam’da Çocuk Bakımı ve Terbiyesi] 
  • Medaricu's-salikin. Kahire: Dârü'l-Hadis, 1983; çev. Ali Ataç. İstanbul: İnsan Yayınları, 1990. [Kur’anî Tasavvufun Esasları]
  • Miftahu dari's-saade ve mehşuri velayeti'l-ilm ve'l-irade. Thk. Hassan Abdülmennan Tayyibi ve İsam Faris Herestani. Beyrut: Dârü'l-Cil, 1994/1414.