​Web sitesi yüksek çözünürlüğü nedeniyle telefonlara uyumlu değildir; daha iyi bir sonuç için lütfen bilgisayarınızda kullanınız!

 Timeline

Mâlik b. Enes

712 - 795

Medineli muhaddis, fakih, Mâlikî mezhebinin imamı

Açıklama :

Nail Okuyucu. "Mâlik b. Enes". İslam Düşünce Atlası. https://www.islamdusunceatlasi.org
  • Muhammed el-Muntasır Kettânî . el-İmam Malik. Dımaşk: Câmiatu Dımaşk, 1960.
  • Muhammed Ebû Zehra. İmam Malik: Hayatı, Görüşleri, Fıkhı. Ankara: Hilal Yayınları, 1984.
  • Halit Özkan. "Hicri İlk İki Asırda Farklı Şehirlerde Amel Telakkisi Oluşumunda Sünnet ve Hadisin Yeri".  Yayınlanmamış doktora tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi, 2006.
  • Ali Hakan Çavuşoğlu. "Irak Maliki ekolü (III.-V. / IX.-XI. yy.)". Yayınlanmamış doktora tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi, 2004.
  • Vecdi Akyüz. Dört Mezhep İmamı. İstanbul: Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı (İFAV), 1996.
  • Ahmet Özel. "Mâlik b. Enes". DİA. c. XXVII. İstanbul: TDV, 1995: 506-513.
  • Eyyüp Said Kaya. "Mâlikî Mezhebi". DİA. c. XXVII. İstanbul: TDV, 2003: 519-535.

İsim

Mâlik b. Enes

Tam İsim

Ebû Abdullâh Mâlik b. Enes b. Mâlik b. Ebî Âmir el-Asbahî el-Yemenî

Kısa Tanıtım

Medineli muhaddis, fakih, Mâlikî mezhebinin imamı

Doğum Tarihi, Doğum Yeri, Ölüm Tarihi, Ölüm Yeri

d. 93/712, Medine

ö. 179/795, Medine

Hocaları

Abdurrahman b. Hürmüz el-A‘rec, Rebîatürre’y, İbn Şihâb ez-Zührî, Nâfi‘,Eyyûb es-Sahtiyânî, Yahyâ b. Saîd el-Ensârî, Ebü’l-Esved Muhammed b. Abdurrahman, Hişâm b. Urve

Öğrencileri

İbn Vehb, İbn Kâsım, Eşheb el-Kaysî, Ebû Muhammed İbn Abdülhakem, Esed b. Furât, Yahya b. Yahya el-Leysî, Abdurrahman b. Mehdî, Ka’nebî, İbnü’l-Mâcişûn

Ekol Mensubiyeti

Katı Ehl-i hadis anlayışından uzak, re’y unsurlarını da barındıran Medine Ehl-i Hadis Ekolü

Etkilendiği İsim ve Ekoller

Medine Ehl-i Hadis Ekolü

Etkilediği İsim ve Ekoller

Medine Ehl-i Hadis ekolü üzerinde oldukça etkili olmuş, diğer bölgelerde gelişen ve re’ye karşı bütünüyle olumsuz tavır takınan Ehl-i Hadis çevrelerinden farklı bir çizginin gelişmesine katkı sağlamıştır. Şâfiî ve Medineli fakihler üzerinde etkilidir, Mâlikî mezhebi onun görüşleri ışığında şekillenmiştir.

İletişim ve etkileşimde bulunduğu isimler

Ebû Hanife, Şâfiî, Muhammed b. Hasen eş-Şeybânî, Ebû Ca‘fer el-Mansûr, Mehdî-Billâh, Mûsâ el-Hâdî, Hârûnürreşîd, Emîn, Leys b. Sa‘d, Abdullah b. Mübârek, Evzâî, Süfyân es-Sevrî, Süfyân b. Uyeyne

Hayatı

Araplar’ın iki ana kolundan Kahtânîler’e mensup olan Mâlik b. Enes, 93 (712) senesinde Medine’de doğdu. Tâbiînin büyüklerinden olan dedesi Mâlik, birçok sahâbîden rivayette bulunmuş bir isimdir ve Hz. Osman zamanında mushafın istinsahıyla görevlendirilenler arasında yer alır. Mâlik b. Enes, önceleri ilme rağbet etmemekle birlikte, babasının teşviki ile ilme yöneldi ve dönemin en önemli ilim merkezlerinden biri konumundaki Medine’de önde gelen hocalardan ders almaya başladı. İlk hocası olan Abdurrahman b. Hürmüz el-A‘rec, büyük tâbiîn âlimlerindendir. Kendisinden yedi yıl ders aldıktan sonra bir diğer önemli âlim olan Rebîatürre’y’in öğrencisi oldu. Fıkıh ve usûl düşüncesinin gelişiminde bu hocasının önemli bir yeri vardır. Daha sonra birçok âlimin meclisinde bulunmuş olmakla birlikte, en önemli hocası İbn Şihâb ez-Zührî olmuştur. Mâlik, hoca seçiminde ve rivayette çok titiz davranan bir öğrenci olarak hocalarının da dikkatini çekmiştir.

Mâlik’in hayatının ilk yarısı Emevîler, ikinci yarısı ise Abbâsîler devrine rastlar. Siyasi olay ve gelişmelerden uzak durmayı tercih eden Mâlik, mevcut yöneticilere de muhaliflerine de mesafeli bir tavır takınmıştır. Daha önce yaşanan hadiseler ve Haremeyn merkezli çatışmaların dönemin birçok âlimi gibi Mâlik’i de bu tavrı takınmaya sevkettiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte zaman zaman idarecilerle karşı karşıya geldiği de vakidir. Nitekim bir defasında fıkhî bir meseleye dair görüşünün yanlış yorumlanması üzerine Medine valisinin talimatıyla tutuklanmış, kırbaçlanarak omzu sakatlanmıştır. Halife Mansûr hacca geldiğinde gerçek ortaya çıkmış ve halife kendisinden özür dileyerek gönlünü almıştır.

Mâlik b. Enes, hac ve umre ziyaretleri dışında Medine’den hiç ayrılmamış ve halifenin davetini geri çevirme pahasını ders meclisini terk etmemiştir. Geçirdiği kısa süreli bir rahatsızlıktan sonra 14 Rebîülevvel 179 (7 Haziran 795) tarihinde Medine’de vefat eden Mâlik’in cenaze namazını Medine valisi kıldırdı ve Bakî‘ Mezarlığı’nda defnedildi.

 

Öğretisi

Mâlik b. Enes, sahâbe ve tâbiîn devrinde şekillenen Medine ilim ortamında yetişmiş ve bu şehirdeki ilim geleneğine dinî-fıkhî bir muhteva kazandırarak bir müddet sonra Mâlikî mezhebi olarak anılacak hareketin doğmasını sağlamıştır. Mâlik, her şeyden önce Medine ilim geleneğine büyük bir önem ve değer atfediyor ve İslâmiyetin en sahih ve en isabetli yorumunun bu şehirde geliştiğine inanıyordu. Medine halkının uygulamalarında karşılık bulan ve “Amel-i Ehl-i Medine” kavramıyla ifade edilen bu gelenek, onun din ve fıkıh anlayışını şekillendiren en merkezî hususiyettir. Mâlik’in gerek muhaddisliği gerekse fakihliği bu kavram etrafında şekillenmiştir. O, Hz. Peygamber’den rivayet edilen haberlerin sıhhat ölçüsü olarak Amel-i Ehl-i Medine’yi öne sürer, fıkhî görüş ve yaklaşımlarının neredeyse icma ile eşdeğer gördüğü bu gelenekle çelişmemesine gayret ederdi. Kendisi de Ehl-i Hadis ekolünün önde gelen temsilcileri arasında kabul edilmekle birlikte, diğer Ehl-i Hadis çevrelerinden farklı olarak rivayetleri tenkide tabi tutmuş ve sıhhatin tespitinde en önemli kıstas ve hakem olarak Medine ilim geleneği ve uygulamalarını öne sürmüştür. Buna göre, bir rivayet kesintisiz bir isnadla Hz. Peygamber’e ulaşsa dahi eğer Medine ilim geleneği ve uygulamaları ile çelişmekte ise amel değeri taşımaz.

Mâlik, Muvatta adlı eserinde yer verdiği birçok rivayetin ardından bu hususa işaret eder ve Medine amelinin önemine vurgu yapar. Kendisine aktarılan kimi rivayetleri, sened bakımından herhangi bir sorun taşımadıklarını belirtmekle birlikte, Medine’de bilinmediği veya uygulamada esas alınmadığı gerekçesiyle amele esas almayarak reddeder. Bu husus, muhalifleri tarafından eleştirilmesine yol açmış ve hem Ehl-i Hadis ekolüne mensup muhaddisler hem de Muhammed b. Hasen eş-Şeybânî ve Şâfiî gibi fakihler Medine halkının uygulamalarının bu şekilde sünnetle özdeşleştirilmesine karşı çıkmışlardır.

Mâlik b. Enes’i ve onun görüşleri ışığında şekillenen Mâlikî mezhebini diğer fakih ve mezheplerden ayıran hususlar arasında mashalat-ı mürsele ve sedd-i zerâi delillerine verdikleri önem yer alır. Mâlik, kıyas delilini daha da ileri taşıyarak dinî kaynakların lehte ve aleyhte herhangi bir hüküm bildirmediği maslahatlara dayanılarak hüküm verilebileceğini kabul etmiştir. Daha sonraki kaynaklarda maslahat-ı mürsele olarak anılacak olan bu delil, Mâlikî mezhebini diğer mezheplerden ayıran en önemli usûlî farklılardandır. Yine, hakkında açık bir yasaklama hükmü bulunmamasına rağmen bazı meşrû fiillerin gayrımeşrû neticelere götürdüğü gerekçesiyle yasaklanmasını ifade eden sedd-i zerâi de Mâlik’in sıkça başvurduğu deliller arasında yer alır. Bunların yanı sıra sahâbe görüşlerine verdiği önem, Mâlik’in fıkıh anlayışının şekillenmesine katkı sağlamış bir diğer önemli husustur.

Mâlik b. Enes, Medine ilim geleneğine çok önem vermekle birlikte, farklı şehirlerdeki ilmî birikimi de değer verir ve farklı içtihatlara meşruiyet tanınması gerektiğini düşünürdü. Mansur ve Harunurreşid’in el-Muvatta’ın bütün vilayetlerde esas alınması ve kadıların bu kitaba göre hüküm vermeleri yönündeki tekliflerini kabul etmemiş ve her âlimin kendisine ulaşan bilgiler ve ulaştığı ictihadlar muvacehesinde görüş bildirmesinin tabii olduğunu vurgulamıştır.

 

Öne Çıkan Eserleri

  • el-Muvatta. Kahire: Dâru İhyai't-Türasi'l-Arabi, 1951; Nşr. Abdülmecid Türkî. Beyrut: Dârü'l-Garbi'l-İslâmî, 1994.