​Web sitesi yüksek çözünürlüğü nedeniyle telefonlara uyumlu değildir; daha iyi bir sonuç için lütfen bilgisayarınızda kullanınız!

 Timeline

Necmeddîn-i Kübrâ

1145 - 1221

Kübrevî tarikatının pîri

Açıklama :

Ercan Alkan. "Necmeddîn-i Kübrâ". İslam Düşünce Atlası. https://www.islamdusunceatlasi.org
  • Hamid Algar. “Necmeddîn-i Kübrâ”. DİA. c. 32. İstanbul: TDV, 2006: 498-500.
  • Süleyman Gökbulut. Necmeddîn-i Kübrâ –Hayatı, Eserleri, Görüşleri-. İstanbul: İnsan Yayınları, 2010.
  • Mustafa Kara. Türkistan’ın Işığı Necmeddin-i Kübra. İstanbul: Hassa Mimarlık, 2008.

İsim

Necmeddîn-i Kübrâ

Tam İsim

Ebü’l-Cennâb Necmüddîn-i Kübrâ Ahmed b. Ömer el-Hîvekî el-Hârizmî

Kısa Tanıtım

Kübrevî tarikatının pîri

Doğum Tarihi, Doğum Yeri, Ölüm Tarihi, Ölüm Yeri

d. 540/1145, Hârizm-Hîve

ö. 618/1221, Hârizm

Hocaları/Şeyhleri

Ebü’l-Berekât el-Ferâvî

Ebü’l-Alâ el-Hemedânî

Ebü’l-Mekârim Lebbân

Ebû Ca‘fer es-Saydalânî

Ebû Muhammed et-Tabbâh

Ebû Tâhir es-Silefî

Rûzbihân el-Mısrî

Ammâr Yâsir el-Bitlisî

İsmâil el-Kasrî

Öğrencileri/Müritleri

Mecdüddin el-Bağdâdî

Necmeddîn-i Dâye

Radıyyüddin Ali Lala

Sa‘deddîn-i Hammûye

Seyfeddin-i Bâharzî

Ekol/Tarîkat Mensubiyeti

Sûfî/Tarîkat Kurucu Pîr

Hayatı

Necmeddîn-i Kübrâ ,540/1145’te Hârizm’in Hîve şehrinde doğdu. Çocukluk çağını dini ilimleri önemseyen ve ticaretle uğraşan ailesinin yanında geçirdi. Gençlik çağında ise hadis ve kelam tahsil etmek için memleketinden ayrıldı. Dönemin ilim merkezleri olan Nişabur, Hemedan, İsfehan, Mekke, İskenderiye ve Tebrîz’e gitti. Bu merkezlerde ilm-i hadîse dair bazı metinleri Ebü’l-Berekât el-Ferâvî, Ebü’l-Alâ el-Hemedânî, Ebü’l-Mekârim Lebbân, Ebû Ca‘fer es-Saydalânî, Ebû Muhammed et-Tabbâh, Ebû Tâhir es-Silefî, Umdetüddin Ebû Mansur et-Tûsî’den okudu. Ayrıca 568/1173 tarihinde Kuşeyrî’nin Risâle’sini Ebu’l-Fazl Muhammed b. Süleyman b. Yusuf el-Hemedânî’den okuyarak icâzet aldı. Bu doğrultuda otuz beş yaşına kadar ilim tahsilini sürdürdü. Ardından intisap edeceği bir şeyh arayışına girdi. Kaynaklarda Necmeddîn-i Kübrâ’nın bu süreçte Rûzbihân el-Mısrî, Ammâr Yâsir el-Bitlisî ve İsmâil el-Kasrî isimli şeyhlerle irtibat ve intisap ilişkisi içerisinde olduğu rivayet edilmektedir. Arayış ve intisap sürecini tamamladıktan sonra 580/1184’te Hârizm’e dönen Necmeddîn-i Kübrâ’nın çevresinde, sayıları altmışı bulacak olan mürit kitlesi oluşmaya başladı. Bunlar arasında tasavvuf literatüründe eserleriyle iz bırakmış Mecdüddin el-Bağdâdî , Necmeddîn-i Dâye,  Sa‘deddîn-i Hammûye, Seyfeddin-i Bâharzî, Radıyyüddin Ali Lala gibi sûfî müellifler de vardı. Necmeddîn-i Kübrâ, 618/1221 yılında Moğollar’ın Hârizm’i işgâli sırasında bir grup müridi ile birlikte şehri savunurken Moğollar tarafından şehit edildi. 

 

Öğretisi

Necmeddîn-i Kübrâ’nın yazıları ilki daha çok manevi arınma ve yetkinleşmenin temel ilkelerinin tespiti, diğeri ise bununla irtibatlı olarak açığa çıkan tasavvufi tecrübe ve müşahedelerin aktarımı olmak üzere iki ana esas üzerinde durmaktadır. Bu bağlamda kavramsal anlamda Necmeddîn-i Kübrâ’nın üslubunda belirgin bir şekilde Cüneyd-i Bağdâdî’nin etkisi görülmektedir. Tasavvuf literatüründe “Allah’a ulaşan yollar mahlukatın nefesleri adedincedir” sözü Necmeddîn Kübrâ ile birlikte tedavüle girmiştir. Kübra, sözün ihsas ettirdiği çokluğu kapsayıcılığı itibariyle “ahyâr, ebrâr, şüttâr” tarîki olmak üzere üçe hasrederek meseleyi izah etmiştir. Ahyâr zâhirî ibâdetlerini yerine getiren muâmele ehlinin, ebrâr gönlünü tezkiye ve kalbini tasfiye eden riyâzet ve mücâhede ehlinin, şüttâr ise Hakk’a doğru seyrü sefer eden cezbe ve muhabbet ehlinin benimsedikleri tavırdır. Diğerlerine kıyasla şüttâr tarîkini “akrabü’t-turuk” diye isimlendiren Kübrâ, bu yolun ilkelerini “tevbe, zühd, tevekkül, kanaat, uzlet, zikir, teveccüh, sabır, murakabe ve rıza” olmak üzere on kavram ile açıklamıştır. Tüm bu kavramları izahta ise onun “ölüm ve terk” düşüncesini merkeze alan bir çerçevede hareket ettiği görülmektedir. Necmeddîn-i Kübrâ bu ilkelere riayetin sonucunda ortaya çıkacak olan müşâhedeyi ednâ ve a’lâ şeklinde ikiye ayırarak kavramsallaştırır. Buna göre eğer müşâhede, gayb âleminde denizler, köyler, şehirler gibi arzî (yeryüzüne ait) varlıklarla ilgiliyse ednâ, güneş, ay, yıldızlar gibi semâvî (gökyüzüne ait) varlıklarla ilgiliyse a’lâ adını alır. Bununla beraber gayb âleminde müşâhede edilen güneş ya da ay dünya gözüyle görülen güneş ya da aydan farklı bir mahiyete sahiptirler. Necmeddîn-i Kübrâ’nın tasavvufî tecrübe ve müşâhede ile birlikte değerlendirdiği bir diğer konu ise nur ve renk sembolizmidir. Bu yüzden Kübrevî metinlerinde renk sembolizmi önemli bir yer bulmuştur.

 

Öne Çıkan Eserleri

  • el-Usûlü’l-aşere. Tasavvufî Hayat içinde. Trc. Mustafa Kara. İstanbul: Dergah Yayınları, 1996: 33-70.
  • Tasavvufta On Esas. Trc. Süleyman Gökbulut. İstanbul: İnsan Yayınları, 2010.
  • Risâle ile’l-hâimi’l-hâif min levmeti’l-lâim. Tasavvufî Hayat içinde. Trc. Mustafa Kara. İstanbul: Dergah Yayınları, 1996: 73-90.
  • Fevâihu’l-cemâl ve fevâtihu’l-celâl. Tasavvufî Hayat içinde. Trc. Mustafa Kara. İstanbul: Dergah Yayınları, 1996: 93-161.